türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , izmir escort ,

Yeni Başlayanlar İçin

Yemek yapmak sabır işiymiş…  Zamanmış insana yemek yapmayı öğreten. Zamanla bir meyve gibi olgunlaşmakmış, yemek yapmayı öğrenmek.

Anne yemekleri,  vazgeçemediklerimiz arasındadır. Ayrı  bir eve çıkmanın en zor kısmı da bu olsa gerek. Bekar evinin o neşeli havasının arasında bir yerlere gizlenmiş bekler aslında bu özlem. Komşudan gelen yemek kokusuyla saklandığı yerden fırlar ve burnumuzu gıdıklar. Ya da yeni evlenmiş bir kız çocuğuysan…  Nasıl derinlerde hissedilir bu özlem. Önce ağızda biriken çikolatalı kurabiye gibidir tadı, sonra giderek…

İnsan kaç yaşında evlenirse evlensin, hep annesinin küçük kız çocuğuymuş gibi hisseder kendini. Belki de hissetmek ister. Anneler kıyamaz ya yavrularına hep kendilerinden harcarlar bir şeyleri. Bizdekileri biz farkında olmadan biriktirirler görünmeyen sandıklarda. Yaptırmazlar bir iş ama hep anlatırlar sen kulak arkası dinlesen de. Ben izlerdim, annem yemeğini yetiştirmenin telaşındayken.  Hiç aklıma gelmezdi bir gün benimde aynı oyunda, aynı telaşla anne rolünü oynayacağım.

Evlenmiştim ve artık dışarıdan geldiğimde annemin yemek kokularının karşıladığı evde değildim. Artık pasta börek çeşit çeşit yemek kokularıyla birilerini beklemek ve karşılamak benim işimdi.  Ama nasıl olacaktı? Nasıl yani ben mi yemek yapacaktım? Ama ben makarna ve patates kızartmasından başka bir şey yapamazdım ki…

Yemek tarifi istemekle başlanabilir dedim kendi kendime. Karar vermiştim artık yemek yapmayı öğrenecektim. Tarif istediklerim kendi çaplarında ustalaşmışlar ancak beni anlamıyorlar. Ben ise onlardan hiçbir şey anlamıyorum. Alabildiği kadar koy işte, göz kararı… pembeleşinceye, kokusu çıkana kadar.. diye kavramlar vardı bir de. Nasıl yani? Yemek yapmaya başlamadan kurtulmak istedim bu ecnebi dün yadan.

Tüm verilen tarifleri sildim defterlerimden ve zihnimden. Kendi cümlelerimi kendim yazmak istedim belkide. Bir defterim oldu sayfaları bomboş. Sıfırdan başladım yazmaya. Söyleyende bendim, yazan da ben. Kendi gözümün alabildiği kadar un koydum poğaçama, soğanın kokusunun burnuma doğru çıkışını hissedince anladım ve yazdım anladıklarımı birer birer. Bir heves oldu yemek yapmak, sabırla bütünleşti. Bazen de sabırsızlıkla… Ve anladım ki sevgiyle, heyecanla yaptığım her şey  yumuşacık pembe renkli bir şekerleme gibi oluyordu.

Cesurluk yaptığını sergilemeyle ölçülüyordu mutfakta. Bugüne kadar kokladığın, tatmış olduğun, görmüş olduğun her şeyi bütünleştirerek sunmak…

Benim serüvenim böyle başlamıştı yıllar önce. Yeni başlayanlar, hadi bakalım sıra sizde. Artık korkularımızı özgür bırakıp, kolları sıvamanın zamanı geldi. Sevdiklerimiz için unutulmayacak lezzetler hazırlamak ve tabi ki sunmak sizleri bekliyor. Severek, isteyerek, yüzümüzde tatlı bir tebessümle yapılan her şey baldır, şekerdir unutmayalım.

Hepinize güler yüzünüzle çalışacağınız hoş mutfak saatleri diliyorum. Bir ömür boyu aynı heyecanla yemek yapıp, sevdikleriniz için güzel sofralar kurmanız dileklerimle…

Zehra İlidi – BizimSofralar.com